Tuesday, March 24, 2009
Saturday, December 13, 2008
beta akvaryumu

Beta (Betta splendens),
doğal yaşam alanı Asya (Tayland, Malezya, Kamboçya ve Vietnam) olan, yaklaşık 4-6 cm boyunda bir balık türü. Özellikle erkeklerin, yüzgeçlerinin görkem ve güzelliği, ve asaletini yansıtan vakur duruşuyla dikkat çeken bir türdür.
Canlı yem betalarda renklerin daha canlı ve güzel olmasında etkilidir. Kuru yem de verilebilir. Bunun yanında belli aralıklarla (haftada bir kez uygundur) haşlanmış ıspanak verilmesi kabızlığı giderir. Betaların bağışıklık sistemleri içinse sarımsak oldukça etklidir.
Erkek betalar birbiriyle geçinemezler. Dişilerin boyları erkeklere göre daha kısadır. Tek bir erkek ve dişi beta, barışçıl balıklarla karma akvaryumda beslenebilir. Ancak bu uyum da balıkların karakterlerine göre değişmektedir. En uygunu dişi ve erkek betaları ayrı akvaryumlara almaktır. Birden fazla dişi genelde sorun çıkarmadan bir arada yaşayabilmektedir. Erkek beta, yumurtaları köpükten yaptığı yuvada korur. Sanıldığı gibi kavanozda uzun süre yaşayamazlar.Hele ki bu narin balıkların bilinçsizce bardak ya da kadehte beslenmesi kesinlikle yanlış bir davranıştır.Bitkilendirilmiş, geniş bir akvaryumda bakılması gereken bir balıktır.
Erkek betalar üreme sırasında dişiyi sıkarak yumurtaların dökülmesini sağlar.Bu esnada erkek hemen dökülen yumurtaları ağzına toplayarak köpük yuvaya taşır ve yerleştirir. Bu işlem bir süre tekrarlanır. Bu sırada dişi beta bir süre ölü gibi yüzebilir ama bu normal bir durumdur.Çiftleşmeden hemen sonra dişi mutlaka ayrılmalı ve başka bir tanka konulmalıdır. Bundan sonra yavrular serbest yüzmeye başlayıncaya kadar baba tarafından bakılacaktır. Yavrular yüzmeye başlayınca baba da ayrılmalı ve yavrular Artemia gibi ilk besinler ile beslenmeye başlanmalıdır.
İyi bir erkek en az 500 köpük yapar. Bazı erkekler çok sakindir. Bazıları ise agresif davranırlar. Renk değiştirebilme özelliği vardır. Genelde yaşadıkları ortam oksijen bakımından fakir, durgun sulardır.Anavatanı Tayvan (Siyam) olan bu balığın yaşam ortamı ağırlıklı olarak pirinç tarlaları ve buna benzer yoğun bitkili sulardır.Bu yüzden beslendikleri akvaryumun bol bitkili olması doğal ortam sağlamak için gereklidir. Bunun için kullanılabilecek en uygun bitki Eledoa ve Saz Bitkisidir.Ciğerli balık denilen türdendir. Belirli aralıklarla su yüzeyine çıkıp oksijen alırlar. Yani çok az oksijenli suda hayatlarını havadan aldıkları oksijenle sürdürürler. Bu balıklarda genelde beyaz benek ve kuyruk erimesi hastalıkları gözükür. Ancak tedavisi mümkündür. Beyaz Benek için önlem olarak suda ani ısı değişimleri olmamalı ve kuyruk erimesinde de tedavi için 2 günde bir Temiz dinlenmiş su ile %30 oranında su değişimi yapılmalıdır.
fotoğraflar son kurduğum akvaryumdaki betaya ayittir.
Tuesday, September 23, 2008
Monday, May 19, 2008
Friday, March 28, 2008
neyzen teyfik
sen kimsin ki orucumu sorarsın?
hakikaten gözün yoksa haramda
başı açığa neden türba takarsın
rakı şarap içiyorsam sanane
yoksa sana bir zararı içerim
ikimizde gelsek kıldan köprüye
ben dürüstsem sarhoşkende geçerim
esir iken mümkünmüdür ibadet
yatıp kalkıp Atatürk'e dua et
senin gibi dürzülerin yüzünden
dininden de soğuyacak bu millet
işgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
sen anandan yine çıkardın amma
baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
Neyzen Teyfik
Monday, March 10, 2008
Wednesday, October 24, 2007
Monday, October 22, 2007
Friday, May 18, 2007
Wednesday, April 25, 2007
ATATÜRK'ÜN BURSA NUTKU
Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk'e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933
Tuesday, March 27, 2007
Friday, February 23, 2007
Friday, January 26, 2007
first bonsai

bu bir ginseng ficus bonzaidir.. bilmeyenler, cahilliklerie ramen bu bonzai diil die ısrar etmek yerine, elimizin altında internet denen bi nimet varken, azcık zahmet edip araştırabilirler. böylece bu bonzaiyi hediye eden kişinin de üzülmesine neden olmazlar..
lütfen kimse bonzai bilim dalı uzmanı gibi davranmasın..
amin..
=-P





















































